İnsan böyle mi deliriyor?

197

Son günlerim inanılmaz yoğun geçti. Son aylarım.

Aylardan beri taşınmaya çalışıyorum ve tabii ki yerleşmeye. Hala tam anlamıyla yerleştim, iş bitti denilemez. Sanırım uzunca bir süre de böyle olacak.

Yıllardır – abartısız- yerleşik düzenim yok ve benim gibi düzen takıntılı, başak burcu biri için bunun ne tür bir imtihan olduğunu size izah edemem. Ara ara gelen ağlama krizlerini saymazsak baya iyi idare ettim.  Bir de bu sürede yani taşınma süresince kaygı seviyem arttı, vücudumun dengesi bozuldu. Bedenle ruh bir bütün, bedenindeki değişimler ruha sirayet ediyor. Muhtemelen değerlerim yerlere düştü ve kaygımda bir o kadar arttı. Eskiden olsa kendimi yok etmek isteyecek kadar kaybolduğum, insan görmediğim bir hale döneceğim bu dönemi artık kendimin farkında olduğum için daha iyi yönetiyorum. Yine birçok şeye devam edemiyorum ama en azından yok olmuyorum 🙂

Hayatım, kendimi başkalarıyla kıyaslayarak geçti. Başka türlüsünü zihnim öğrenememişti ve dolayısıyla çok mutsuz ve asla kendini kabul edemeyen bir zihindi. Birçok ruhsal marazım vardı ve birçok şeyi başarmak benim için meseleydi. Tüm bunları büyük ölçüde halletmiş olmak öyle bir olay ki… Yine de tabi ara ara boşluğa düşüyor insan, bu  da normal, bunu da kabul ediyorum. Kendimi başkasıyla kıyasladığım bir anda geçen gün, şunu bir kez daha anladım, ben gerçekten kimseyle bir değilim. Çünkü ben hayatımı psikolojik bir mücadeleyle geçirdim. İmkanlarım vardı ama ruhaniyetim müsait değildi. Kendimi onarma yolum uzun sürdü. Nihayet bugün bir şeyleri yapma becerme konusunda daha istikrarlıysam yine benim kendi çabamla mümkün oldu. Yani.. hani derler ya aynı yolları yürümedik. Evet, öyle. Ben kendimi başarısız görmüyorum artık. Bir çok anlamda başarısızım ama yaşadıklarımı, hissettiklerimi düşününce… yok ya, gayet başarılıyım, evet!.

Aynı zamanda bir süredir anlatmanın veya  söylemenin  manasız geldiği bir noktadayım. Yani nasıl desem, canım çekmiyor. Anlaşılmadığımı hissediyorum. Herkesin çok fazla kendisine odaklı yaşadığı bir dünyada kendini ifade etmenin boşluğuyla yüzleşme diyebilirim buna. Yani seninle ilgili bir şeyi gerçekten dinleyen insan o kadar az ki. Ben dinliyorum. Bu benim becerebildiğim bir şey. Fakat çoğu insan bunu yapmıyor, belki yapamıyor. O nedenle anlatmak saçma geliyor. Çünkü boşluğa süzülen telaşlarmış gibi hissediyorum kelimelerimi veya sözlerimi. Bunun bir yandan dönemsel olduğunun da farkındayım. Çünkü ben anlatarak, yazarak ve paylaşarak var olan biriyim. İşte bu ikirciklik, insanı yoruyor ama hayatın pratiği böyle kurgulanmış, biliyorum.

Biliyorum ve idrak ediyorum.

Biliyorum ve iman ediyorum.

Her şey gibi hepsi geçecek ve elimde yine özümde sahip olduklarım kalacak.

 

 

 

Önceki İçerikMaterialists
Sonraki İçerikYapay zekayla psikolojik gelişim
melikeziyagiler
Sakarya Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra, Marmara Üniversitesi Aile Danışmanlığı eğitimini tamamladı. Kariyerine Ankara’da bir kamu kurumunda danışman olarak başladı ve uzun yıllar uluslararası projelerde görev aldı. Şu anda birçok konu başlığında ulusal ve uluslararası projelere danışmanlık yaparken, sosyal medyada özellikle kadın, aile ve boşanma konularında içerikler üreterek farkındalık oluşturmaya devam ediyor.